Merhaba Sevgili Okur 🙂
Osmanlı’nın gerileme devrinde epeyce tartışılmıştır: Batının bilimini mi, kültürünü mü yoksa her ikisini birlikte mi alalım diye ? Belki de bu konuda Japonları örnek almalıyız, bence. İki dönem Erasmus öğrenim ve 6 ay Erasmus Plus stajla toplamda 15 ay geçirdim Avrupada. Bu süreçte bol bol gezip, yeni insanlarla tanıştım ve haliyle bir çok şey öğrendim. Kali’den Perfum Des  Îles’e kulak vererek Avrupa’da öğrendiklerim;

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/258238238″ params=”auto_play=false&hide_related=false&show_comments=false&show_user=false&show_reposts=false&visual=false” width=”100%” height=”95″ iframe=”true” /]

♥♥♥

Çöplerini türlerine göre farklı çöp kutularını atan Almanlar kuralcılık ve disiplinleriyle nam salmış bir millet. Bir gün misafiri olduğum evde lisede okuyan çocuklarının kitaplarını karıştırırken aynı kütüphanede ödünç alırken ki gibi kitabın üzerinde ad – soyad ve tarih yazılıydı. Nedenini sorduğumda bana, biz bir seferliğine kitap basıyoruz ve 10 yıl kullanılacak kalitede yapıyoruz, böylece kağıt için daha az ağaç kesiliyor, dediler. Bu arada kitaba zarar veren, kaybeden kitabın ücreti ödemek zorunda, onun dışında bir yıl kullandıktan sonra okula teslim ediyor ve gelecek nesillere aktarılarak böyle devam ediyormuş.

Trafik kurallarına uymayan bir millet olarak Avrupa’da trafikte insana ve çevreye saygı eminim herkesi etkilemiştir. Yaya geçidine ayak bastığımız anda duran bütün arabalar, tüm trafik sıkışıklığına rağmen ve sarı ışıkta kimsenin kornayı kullanmaması ve herkesin yaya geçitlerini kullanıp, yeşil ışıkta geçmesi gibi … Tabi bunların böyle olmasının nedeni polisin görevini yapması 🙂

Konuğu olduğum başka bir ailede ise henüz iki yaşında olan çocuklarıyla sanki bir yetişkinmiş gibi konuşmaları ve yeri geldiğinde çocukla çocuk olmaları, çocuğun kendi yemeğini kendisinin yemesine izin vermeleri gibi çocuk yetiştirmede ilgimi çeken noktalardı.

10477934_10101455866653529_6276565606063573699_n

Modern hippi Ryder 🙂

Beni en çok etkileyen ise;  henüz 5 yaşındaki Syzmon’un (Şimon) trafiğin hemen hiç olmadığı bir yerde yolun ortasından karşıdan karşıya geçerken hiç bir şey söylemeden yanıma gelip elimden tutup beni yaya geçidine götürmesi ve oradan karşıya geçirmesi” biraz utandığım ve birazda yerin dibine girdiğim bir an olsa da bundan sonra hep yaya geçidinde geçmeye, arabaya bindiğimde ilk işim emniyet kemerini bağlamak oluyor 🙂

DSC06909

Çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var, Syzmon ve Ben 🙂

Yıl 2014. Almanya dünya kupasını kazanmış ve Berlin Branderburg kapısında bir karşılama töreni düzenlenmişti. Malum yığınla insan vardı ve herkesin amacı sahneyi ve futbolcuları görmekti. Bir kaç kişinin kurnazlık edip trafik lambalarına çıkıp oradan sahneyi görme hamlesi üzerine sunucunun anonsundan sonra herkes tarafından yuhalandı ve bunu yapanlar oradan inmek zorunda kaldı. Toplum baskısı bazı insanların etrafa zarar vermesini önlüyordu. Bizdeki toplum baskısıda toplumun gelişmesi, kamu mallarının korunması üzerine yoğunlaşması dileğiyle.

Bizim kutsal kitabımızın ilk kelimesi “OKU” değil mi ve peygamberimiz “İlim Çin’de dahi olsa, gidin onu alın” dememiş mi ? Adamlara kafir – gavur diye itham ediyoruz ama bizim öğretileri bizden daha iyi uyguluyorlar. Ne zaman bir boş vakit bulsalar kitap, dergi, gazete okuyorlar. Trenle yolculuk ederken vagondaki herkesin kitap açıp okuması ve benim öylece oturmam ne kadar boş bir insan olduğumu anladım ve artık bulduğum en küçük boş zamanımı bile bir şeyler okuyarak geçiriyorum.

Arkadaşıma beş dakikada orada olacağım deyip doğru ama biraz dolanan otobüse bindiğim için yarım saat kadar geç kaldım ve  benimle hep Turkish 5 minutes diye dalga geçmeye başladı. Bu olay özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayan insanların zamana verdikleri önemi anlamamı sağladı ve Akdeniz ülkelerinde yaşayan insanların dediği 5 dakikayı aslında yarım saate denk geldiğinin çoktan farkındalar 😀

En güzel zamanım Prag’da geçti ve hayallerimden bir tanesi de orada gerçekleştirdim 🙂 -Turist Rehberliği. Internations grubuma bir tur düzenlemiştim. Katılımcıların yaş ortalaması 40-45 idi ve herkes Prag’da yaşıyordu. Gösterdiğim yerler tam lokal insanların işine yarayacak türden bilgiler olduğu için herkes beni pür dikkat dinliyor ve tüm bu bilgileri, mekanların isimlerini mesaj olarak atmamı sürekli olarak hatırlatıyorlardı. Henüz üçüncü ayımda yıllarca orada yaşayan insanlara rehberlik ettiğime herkes şaşırıyordu ve bilgimden dolayı herkes bana yaşlarına aldırmadan saygı duyuyorlardı 🙂 İşte Avrupa’nın neden bizden önde olduğunu bilgiyi verenin yaşına başına bakmadan bilgiye verdikleri önemden anladım.

_MG_8341_1

Internations üyelerine düzenledim tur, Prag Wencellas Meydanı

Benim için dolu dolu bir Avrupa macerası oldu. Her gün yeni şeyler öğreniyor, farklı insanlarla tanışıyordum 🙂 Herkese önerim bir an önce yurt dışına çıkmaları, bu illaki Avrupa olmak zorunda değil. Dünya büyük, keşfedin 😉

©bektashmusa – nisan 2016 – antalya, türkiye