Merhaba Sevgili Okur 🙂
Bir parçası olduğumdan gurur duyduğum Türk Eğitim Derneği’yle nasıl tanıştığımı ve neden bu kadar bağlı olduğumu anlatmaya çalıştığım bu yazımı gelin bir zamanlar TRT’de yayınlanan İpek Yolu belgeseli müziklerinin yapımcısı ve New Age müziğin kurucularından Grammy ödüllü Kitaro – kervansaraya kulak vererek ufak bir yolculuğa çıkalım 🙂
[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/258241196″ params=”auto_play=false&hide_related=false&show_comments=false&show_user=false&show_reposts=false&visual=false” width=”100%” height=”95″ iframe=”true” /]♥♥♥
Okumak”… Bir babanın evladına bırakacağı en güzel ve en kıymetli mirastı benim için. Tek arkadaşım, yoldaşım kitaplar olmuştu oğlaklar arkasında peygamberlik mesleğini icra ederken. Okudukça dünyayı tanıyor, dünyayı tanıdıkça ülkemi başka ülkelerle kıyaslıyordum. En çokta Alman ve Japonlarla, zira hayran olduğum hemen herkes ya bu ülkelerin vatandaşları ya da bir şekilde bu ülkelerle bir bağlantıları olanlardı. Dünya savaşlarında yenilmelerine rağmen çok kısa sürede kendilerini toparlamaları, standartları belirleyen dünya markalarına sahip olmaları, vb. işte en çok bunları nasıl başardıklarını merak ediyordum.
 Ülkemi bunlardan mahrum, üretimin ve gelişimin yabancıların elinde olduğunu görmek Ulu Önder Atatürk’ün “muasır medeniyetler seviyesi” hedefine ulaşmak için biz gelecek nesillere çok iş düşeceğini gösteriyordu. Zira sevgili Sunay Akın’dan dinlediğim, Büyük Taarruz’dan sonra Atatürk’ün mermi dolu sandığı boşaltıp, kitaplarını içine doldurduktan sonra kitaplar için sürekli ‘sandık bekliyoruz efendim’ diyen askere Atatürk’ün “asıl savaşımız şimdi başlıyor” cevabı, cahilliğe karşı verilen savaşta pekte bir yol katedilmediğini, yurt dışına giden ya da değeri çok geç anlanan bilim ve sanat insanlarımızdan anlaşılıyordu. Elimizde olan değerlere de sahip çıkamayışımızın her aklıma geldiğinde yüreğimi parçalayan en çarpıcı örneği Vecihi Hürkuş’tur benim için.
 İlk okuduğum kitaplar olan Dede Korkut hikayelerinden ve şanlı tarihimizden millet olarak neleri başarabileceğimizin farkındaydım. Hele önümüzde Atatürk gibi bir örnek varken, neden medeniyetimiz yerinde saymış, hatta gerilemişti ? Neden dünyaca tanınmış, insanlığa faydalı bir bilim, sanat, spor insanı yetiştiremiyorduk ? Kutsal kitabımızın ilk kelimesi “OKU”, İstiklal Marşımızın ilk sözcüğü “KORKMA” iken, Neden okumaktan korkuyorduk, neden ? … Bunun gibi daha pek çok soru kafamı meşgul ederken, kendimi ülkemin geleceği için bir fidan olarak görüyor, kendimi yetiştiriyor ve benim gibi düşünen fidanlarla bir araya gelerek ülkenin geleceği için bir orman olmayı hayal ediyordum.
 ♥
TED’in bir üyesi olduğumda aslında en büyük hayalim gerçekleşivermişti. Artık TED benim ormanımdı ve bende bu ormanın bir ağacı. Bundan sonraki hedefim ve hayalim yeni fidanlar dikmek ve dikilmesini sağlamak, Atatürk’ün cehalete karşı yaktığı meşaleyi memleketin tüm köşesine ulaştırıp, ülkemi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaktır.
©bektashmusa – nisan, 2016 – adana, türkiye