Merhaba Sevgili Okur 🙂
Bu yazımda Eylül 2013 yılından beri kullandığım misafirperverlik sitesi Couchsurfing’den bahsedeceğim. Bir gezgin gibi gezip, insanlarla tanışma olanağı sunan bu web sitesi, bir paylaşım kültürü oluşturması, dünyada hala iyiliğin olduğunu göstermesi açısından çok güzel bir mecra.

♥♥♥

Erasmusla ilk defa yurtdışına çıkmıştım, alışma safhasını atlatıp, çevreyi tanıdıktan sonra ufaktan sıkılmaya başladım. Çünkü şehirde pekde keşfedilecek yer kalmamış, Erasmuslular gibi parti – eğlence canavarı olmayışım ise tuzu biberi olmuştu sıkılganlığımın. Facook gruplarını karıştırırken Couchsurfing’in linkine tıkladığımda hayata farklı bir pencereden bakacağımı aklımın ucuna bile getirmemiştim.

Peki nedir bu Couchsurfing, diye soracak olursanız. Kendinden önceki türevleri -en popüleri hospitality club, gibi bir misafirperverlik sitesi. Tasarımı, işlevi, güvenilirliği biraz daha iyi olduğu için rakiplerini geride bırakıp en popüleri olmuş durumda. Ücretli veya ücretsiz olarak kullanılabiliyor. İnsanları ağırlayabilir, konuk olabilir, arkadaş bulabilir, etkinlikler düzenleyebilir ve sorularınıza cevap arayabilirsiniz. Benim için en güzeli de yeni dostlukların miladı olması oldu.

Kayıt olduğumun ertesi günü olan Couchsurfing Meeting’e katıldığımda bu sistemi daha iyi anlayacağım ve sayesinde güzel arkadaşlıklar edineceğim aynı zamanda bir CS elçisi olan Tomek’le tanıştım. Yerel insanlarla tanışıp, konuşma fırsatı sunan CS toplantıları artık vazgeçilmezim olmuştu. Bu toplantılar sayesinde CS’nin bedava konaklamadan daha öte bir şey olduğunu farkettim ve dinlediğim maceralardan etkilenerekte CS ile gezmeye başlama zamanı gelip çatmıştı.
cs-meeting
Lublin CS Meeting <3

Popüler bir Leh ismi olan Magdalena ilk hostumdu 🙂 Kendime ait bir odam ve gelen konuklara yabancı demeyip kendini sevdiren bir kedim vardı 😀 Temmuzun sonuna doğru gezmeyi bitirip memlekete dönerken 25 farklı eve konuk olmuştum. Her bir mekan kendine ait hikayeleri, farklı yaşam tarzıyla kafamda gittikçe şekillenen “dünya vatandaşlığı” fikrinin eksik parçaları gibiydiler.
cs-coucsurfer
İlk hostumun kedisi 😀

Birbirinden değerli hostlarımdan bazıları gerçekten çok farklı hikaye ve kişiliğe sahiptiler. Mesela; kendilerini modern hippi diye tanıtan, şehir şehir gezen Kalli ve ailesi, fransız – italyan karışımı LGBT hostum Marco, evinde oyuncak ayılardan geçilmeyen boş zamanlarında hayvanat bahçelerindeki ayıları izleyen Milkace, tanıştığım ilk Uygur Türkü Akbar, benim gibi tam bir Komşum Totoro fanı olan Jarek ve kız arkadaşı, … daha niceleri.
cs-ryder
Henüz 3 yaşında olmasına rağmen benden daha fazla ülke gezen Ryder 🙂

Couchsurfing’in etinden ve sütünden yararlanmaya karar vemiş, bedava konaklamadan daha öte bir sistem olduğunu keşfetmiştim. Gittiğim şehirdeki tüm aktivitelere katılıyor, tanıştığım yerel insanlar sayesinde şehrin gizli köşelerini bir yerel gözüyle keşfediyordum. Aklıma takılan sorulara “local discussion” bölümünde cevap buluyor ve neler olup bittiği hakkında bilgi sahibi oluyordum.
cs-putlock
Zürihte bir yemek etkinliği -Vegaterian Putlock

Bunca deneyimden sonra kendimi CS topluluğuna borçlu hissettiğim ve hayalim haline gelen hostluk yapmaya karar verdim. Bu hayal Adana’da Alisa ve Konstanz’la başladı ve şimdilik Prag’da Raissa ve Carolina ile birlikte sonlandı, en kısa sürede devam edeceğim tabii. Arkamı dönüp baktığımda 20 farklı ülkeden 49 kişiyi konuk etmişim. Prag’da hostluk yaptığım esnada evimde konuk olanların benim için yazdıkları 🙂
first-couchsurfer
İlk konuklarım, Alisa ve Konstanz

Ne couchsurfer ne de host iken hiç kötü birileriyle karşılaşmadım, belki benim karma’mdan dolayıydı ama bu kötü insanlar yok değil anlamına gelmiyor. Güvenlik için profili ve referansları iyice incelemek, host bulurken ise profili okuyup kişisel istek gönderilmesini tavsiye ederim.

cs-wall
Prag’da Hostluk yaparken konuklarımın benim için yazdıkları.

©bektashmusa – mart 2016, burdur – türkiye