Merhaba Sevgili Okur 🙂
Herkese önerim, zaman – para – enerji üçlüsünü bulduğunuzda hemen çantanızı hazırlayın ve seyahate çıkın 😉 Ben de bu üçlüyü yakaladım ve İzmir’den başlayıp Muğla, Denizli, Burdur, Antalya, Konya ve Ankara‘da sonlanacak olan mini minnacık turuma çıkmaya karar verdim. Amaç yeni yerler görüp, dostları ziyaret etmek.

♥♥♥

İlk durak Ege’nin incisi İzmir. Bir buçuk saatlik uçak yolcuğundan sonra İzmir’e ulaştım ve trenle Alsancak’a geçtim ve şehirde ufak bir tur attıktan sonra Saat Kulesinin yakınlarında kendimi çocukların güvercinleri yakalamak için verdiği çabayı, içinde sarhoş oldukları mutluluğu izlerken buldum.
birds-children


Dostlarımdan biri olan ve sıkı bir Göztepe taraftarı Tugay’la buluşup bisiklet kiralayıp tam bir bisiklet tutkunu Taner’in de katılımıyla İnciraltına,  müthiş bir İzmir manzarası sunan yeşillik bir mekana gittik. Eğer buraya erken bir saatte gelecek olursanız bir savaş gemisi ve denizaltıdan oluşan deniz müzesini ziyaret etmenizi öneririm 😉 Günün özeti niteliğinde fotoğraf <3bike-friends

Prag’da Couchsurfing yaparken evimde konuk etme şerefine ulaştığım Türkmen’in arkadaşı Adanalı Samet’e konuktum. Sıcak bir karşılama ve galip geldiğimiz bir bataktan sonra Samet ve Okan’ı biraz daha aktif olmaları için tabiri yerindeyse dürttüm 😀 Daha farklı yerlerde bir daha görüşmeyi diliyorum!

İzmir’deki ikinci günümü Atatürk’ün bir ülkenin geçmişi bugünü ve geleceğidir, diye tanımladığı müzeleri ziyaret etmeye ayırdım. Sekiz müzeyi ziyaretlerim sırasındaki hissiyatlarım ve düşüncelerim şu şekilde: İzmir ne kadar açık fikirliliği ve çağdaşlığıyla bilinse de müze sayısını ve müzelerdeki eserler bakımından yetersiz buldum. Belki bu sebepten veya insanlarımızdaki müze kültürünün olmamasından dolayı bütün müzeler bomboştu. Gerçekten ücretsiz olmasına rağmen kocaman müzede tek başıma olmak garipsediğim ve bir o kadarda olağan gelen bir durum oldu.

 İlk durak İzmir Resim Heykel Müzesi idi. Dışarıdan ziyaretçilerine eski bir binaya sahip olduğunu fısıldayan bina 3 kata sahip. İlk iki katta fotoğraf çekmek serbest ve son katta daimi ve önemli ressamların eserleri bulunduğundan fotoğraf çekmek yasak.  Giriş katında geçici sergilere yer verilmekte olup yıllık ziyaretçi sayısının 35 binlerde olması ne kadar acı, ilerleyen zamanlarda daha fazla ziyaretçi çekmesi dileğiyle 🙂
picture-museum

İsmini dünyaca ünlü seramik sanatçımız Ümran Baradan’dan alan İstanbul’da baba evini bir müzeye çeviren sevgili Sunay Akın‘ın koleksiyonundan oyuncaklarla desteklenen Ümran Baradan Oyuncak Müzesi çocuk ve yetişkin herkesi şöyle bir geçmişe farklı memleketlerden gelen oyuncaklar sayesinde farklı yerlere doğru da bir geziye çıkarıyor.
toy-museum

II. Abdulhamid zamanında sadrazamlık ve çeşitli illerde valilik yapmış Halil Rıfat Paşa’nın isminin verildiği sokağı takip ederek yokuş aşağı doğru takip edildiğinde sol tarafta güzel mimarisine rağmen ziyaretçilerini pekte hoş bir şekilde karşılayamayan giriş kapısıyla İzmir Arkeoloji ve Etnografya Müzesi sizleri içeri buyur eder.  Ege ve özellikle eski ismi Smryna olan İzmir’deki arkeolojik kazılardan elde edilen eserlerin sergilendiği Arkeoloji, Ege bölgesinin geleneksel kıyafetlerinden kilimlerine, evlerin iç tasarımından mutfak eşyalarına kadar bir çok eserin bulunduğu Etnografya müzesi olarak iki farklı bina bulunmaktadır. Arkeoloji müzesine yapılan okul gezisini ve onları eski zamanları anlatan eski bir Yunan soylusu gibi giyinmiş genç ağabeyi de tebrik etmek isterim 🙂
griffon-museum

 Sonra sırasıyla, öncü ve tüm ülkeye örnek olması gereken Kadın Müzesini, üç binaya ayrılmış Kültürparkta yer alan ve tarihte ufak bir yolculuğa çıkartan Tarih ve Sanat Müzesinde aldım soluğu. Eski Yunanlıların nasıl oldukları, nasıl giyindiklerini dönemin sanatçıları, Michelangelo’nun “Güzellik fazlalıktan arınmışlıktır.” sözünü kanıtlar gibi yontup ve şekil vermişlerdir. Bunca tarih ve heykelden sonra biraz güleyim diye Neşe ve Karikatür Müzesine uğradım ama tüm dünyadan karikatür sanatçılarının mülteci kriziyle alakalı yorumları üzerine düşünürken buldum kendimi. Hayran kaldığım İzmir’in mimarisini anlatan karikatür …
izmir-karikatür-müzesi

Son olarak Ulu Önderin  İzmir ziyaretlerinde kaldığı önü Atatürk caddesi, karşısında da Gündoğdu Meydanı ve Prof. Dr. Ferit Özşen’in heykelin üst kısmını Nazım’ın “Dört nala gelip uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim” mısralarından esinlenerek yaptığı Cumhuriyet Ağacı heykeline bakan Atatürk Müzesi olarak kullanılan evi ziyaret ettim.
gundogdu-meydani

Tüm bu müzelere ek olarak İzmir Radyo ve Demokrasi Müzesi ve Mask Müzesini de ziyaret etmenizi öneririm. İzmir’in bir gün batımını benden esirgemesine rağmen, yapılan tramvay ve bisiklet yolları beni çok mutlu eden ve kayda değer fakat geç kalınmış bir gelişme. O güzelim eski konakların neden hala restore edilmediği ya da bazılarının düşüneceği gibi neden bunlar yıkılıp yerine bi apartman vb. dikilmediği ve önünden geçenler için tehlike arz etmesi başka bir konu. Krizleri fırsata çevirmek lazım, edindiğim ufak dostlarım 🙂
children-asansör

Dünyayı sevginin kurtaracağı ve yıllara meydan okuyan güzelliğin aslında iç güzelliğin yüze yansıması olduğunun farkına varmamı sağlayan konak tarafından asansörü giderken Karataş Unlu Mamüllerine yolunuz düşerse Ablaya Selam verip, bi İzmir boyozu ve bir çay ısmarlayın kendinize 😉 Bir sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂

©bektashmusa – mart 2016, denizli – türkiye