[:tr]

Merhaba Sevgili Okurum 🙂
Bu hafta en ilkel ulaşım aracıyla seyahat eden sıra dışı bir gezginin hikayesini paylaşacağım 🙂 Onu ilk gördüğümde üzerinde “Proud to be Muslim – Müslüman olmakla gurur duy” yazan tişörtü dikkatimi çekmişti. Bir iki dakikalık sohbetten sonra ne kadar ilginç bir insan olduğu ve kendini kutsal bir amacı gerçekleştirmek için çıktığı yolculuktan haberdar oldum.

Cezayir doğumlu olan Isaac (İshak) 10 yaşındayken İspanya‘ya taşınır. İspanya‘nın ekonomik krizle boğuşmasından dolayı beş yıldır yaşadığı Paris‘e gelir. Fransa’nın en büyük lüks mağaza zinciri olan Galeries Lafayette‘nin içindeki Moncler firmasında çalışmaktadır. Son zamanlarda hemen tüm terör olaylarının İslamla bağlantılı olmasından sonra insanların İslam bakış açısı, Müslümanların dinlerini kötü temsil etmeleri (politikacılara bakınız) vb. nedenlerden dolayı “Walk of Peace” adını verdiği Paris’ten Mekke’ye Barış Yürüyüşü yapmaya karar verir.
isaac

İki seçeneği vardır İshak’ın; çalıştığı işinden ya fazla maaş alarak devam edecek ya da bu hayalini gerçekleştirecektir. İlerde böyle bir şeye girişemeyeceğini düşünerek, hazırlıklardan sonra 9 Nisan 2016’da, arkadaşlarının ve ailesinin endişelerini filan dinlemeden büyük bir heyecanla başlar yürümeye ama daha 3. günde taşıdığı eşyalardan ve kendini fazla zorladığından ufak bir sakatlık geçirir, bir hafta dinlenmek zorunda kalır. İshak, bu süre zarfında hiç kimseyi görmek istememiş, çünkü birilerinin kendisini vazgeçireceğinden korkmuş. Kendisini büyük bir keyifle dinlediğim İshak, yolda bir kişinin bile İslama bakış açısını değiştirsem benim için büyük bir başarı derken bu işe ne kadar gönülden bağlı olduğunu gösteriyor.

Hayatında ilk defa kamp deneyimini bu Barış Yürüyüşü sayesinde deneyimleyen İshak için ilk başlarda hiç kolay olmamış ve hatta günde en az 2-3 defa duş olan biri olarak bazen 1 hafta kadar duş alamadan yürümek zorunda kalmış. En çok zorlandığı ülke ise yola çıktığı yer olan Fransa olmuş. Strasburg‘taki insanlar yüzünden turunu hemen sonlandırmayı bile düşünmüş. Almanya’ya Stuttgart‘tan giriş yapan İshak, Almanların yardımseverliği ve verdikleri destek sayesinde turuna devam edebilmiş. Hatta bazı insanlar kalacak yer ve yiyecek bile vermişler. Stuttgart‘dan sonra Ulm, Augsburg ve Almanya’daki son durağı olan Münih‘ten sonra Avusturya’ya geçmiş. Salzburg‘daki insanların ırkçılığı karşısında ufak bir çok geçirmiş ama Almanların verdiği gazla durup geri dönmeyi hiç düşünmemiş. Salzburg‘dan sonra dağların ortasındaki otoyolu takip ederek ilk başladığı zamanlardaki günlük yürüyüş mesafesi 30-35 km’yi zamanla geliştirerek tek bir günde 78 km yürüyerek kendi rekorunu kırıyor. Slovenya’nın Maribur şehrinde Boşnak birisiyle kalan İshak, otoyolu takip ederek Hırvatistan sınırına kadar gelip, yasal olmayan yollarla Hırvatistan’a geçiş yapıp tekrar otoyolu takip ederek başkent Zagrep‘e ulaşmış.
ishak

En iyi zamanlarını Bosna Hersek‘te geçirdiğini söyleyen İshak, insanların para vermeseler bile bir çok konuda destek olduklarını ama tüm bunlara rağmen, İshak’ı hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşmış. Hemen hemen tüm ülke yüksek yüksek dağlarla dolu olduğundan sürekli tırmanmış. Dağların zirvesinde savaştan dolayı boşalmış evlere ve  köylere rastlayan İshak, boş köyün ve evlerin içerisinde kamp yapmaktan çekinmiş. İlk röportajını da Bosna Hersek’te bir TV ve gazete’ye vermiş. Bosna Hersek’ten sonra sırasıyla Karadağ, Sırbistan, Kosova, Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan’dan sonra 79 km ile rekorunu tazeleyerek Türkiye’ye giriş yapmış.

 Karadağ‘da çadırının etrafında bir süre dolanıp sonra karanlıkta kaybolan kurttan başka, Bulgaristan‘da iki Fransızla tanışıp terkedilmiş bir otelin bahçesinde kalmaya karar vermişler fakat merak edip yarısı harabe olan otelin içerisini keşfe çıktıklarında 4-5 oda hariç diğerlerinin çok kötü olduğunu görmüşler ve kimseye danışmadan bu iyi odalarda kalmışlar. Tabii sabah olunca her şey açığa çıkmış. Harabe otelin sadece o kaldıkları 4-5 odası çalışır durumdaymış. Ufak bir kriz çıkmasına rağmen kaldıkları gecenin parasını ödedikten sonra sorunu çözülmüş 😀 İshak gülerek, bir daha Fransızlara takılmayacağına o olaydan sonra söz vermiş.

Son hikaye olarak ise Türkiye‘ye giriş yaptığında sağanak ve gök gürültülü bir hava İshak‘a hoş geldin eder. Yağmur kesildikten sonra yoluna devam eden İshak‘ı bu sefer askerler durdurur ve önce ellerini kaldırıp yere yatmasını söylerler. Yerin ıslak olmasında dolayı kabul etmez fakat İshak ellerini kaldırır ve gülmekten kendisini de alamaz, çünkü gök gürültülü yağmurdan ve yıldırımlardan kurtulmuştur ama bu seferde belki terörist diye askerler tarafından durdurulmuştur. Tabi pasaportunu verince tüm sorun çözülmüş 🙂
IMG_2373

Türkiye‘ye yeni giriş yapan ve yaklaşık 10 gün kadar İstanbul‘da kalan İshak‘a kim bilir daha ne maceralar beklemektedir 😀 Sırada İran, Kuveyt ve son durak olan Suudi Arabistan var. İran için vize konusunda ufak tefek problemler çıkacak gibi gözükse de inanıyorum ki her şeyin üstesinden gelip sağ salim Mekke‘ye ulaşacaktır 🙂
Bu hafta bu kadar, gelecek hafta başka bir macerada görüşmek üzere 🙂

Unutmadan meraklısı için; Paris’ten İstanbul’a kadar toplam 3260.13 km yürüyen, İshak’a buradan parasal destek olunabilir. Facebook sayfasından nerede olduğunu takip edebilir ve iletişime geçebilirsiniz 🙂

©bektashmusa – temmuz 2016 – istanbul, türkiye

[:en]

Merhaba Sevgili Okurum 🙂
Bu hafta en ilkel ulaşım aracıyla seyahat eden sıra dışı bir gezginin hikayesini paylaşacağım 🙂 Onu ilk gördüğümde üzerinde “Proud to be Muslim – Müslüman olmakla gurur duy” yazan tişörtü dikkatimi çekmişti. Bir iki dakikalık sohbetten sonra ne kadar ilginç bir insan olduğu ve kendine kutsal bir hedef belirleyerek çıktığı yolculuktan haberdar oldum. O zaman başlayalım 🙂

[:]