Merhaba Sevgili Okurum 🙂
Hostelde çalıştığım için insanlar su gibi gelip geçiyorlar, bende uygun zamanı yakaladığımda helkemi daldırıyorum suya ve güzel hikayeler yakalamaya çalışıyorum :). Her biri farklı farklı ülkelerden gelen bu insanlar kendileriyle birlikte değişik seyahat hikayelerini ve farklı bakış açılarını da birlikte geliyorlar. Kimi aylardır, kimi yıllardır yollarda. Her biri farklı ulaşım aracı kullanan bu gezginleri her hafta pazar günleri paylaşmaya çalışacağım 🙂

İlk olarak 15 ay ve 1 haftadır motosikletiyle gezen Alman Paul ile başlamak istiyorum 🙂 Zaten tanıdığım en ilginç gezginler hep Almanya’dan çıktı. Mesela Mercedes Jeep’iniyle 26 yıldır gezen Bavyeralı Gunther‘i örnek verebilirim 🙂 Neyse şimdi biz Paul‘a ve nereleri gördüğünü ve hikayesine odaklanalım.

IMG_1789

Gezdiği ülkelerin bayrakları ve blog’unun adının bulunduğu sticker

Hong Kong‘da endüstri tasarımcısı olarak çalışan Paul, aldığı 15-20 günlük yıllık izinlerin gezmek ve ailesini ziyaret etmek için yeterli olmadığını düşünür ve aldığı Suzuki markalı motosikletiyle başlar gezmeye. 15 ay boyunca dokuz ülkede motosikletiyle tozu dumana katarak Haziran’ın başlarında İstanbul’a gelen Paul, 3 hafta kadar bizim hostelde kaldı 😀 Tüm bu yolculuğu boyunca 29 bin 500 km yaptığını ve bir süre daha Türkiye‘de takıldıktan sonra Balkanlar üzerinden ülkesine dönecek.

Neden motosikletle geziyorsun diye sorduğumda, ilk olarak motosiklet sürmeyi çok sevdiğini söylüyor, gülerek 😀 Ama asıl neden motosikletin sağladığı özgürlük. Yani istediği yoldan gitmesine olanak sağlayan motosikleti sayesinde turistik ve ünlü yerlerin dışında, gittiği ülkelerin doğal ve yerel güzelliklerini görmeyi, keşfetmeyi amaçlayan Paul, yerel insanlarla bir süre yaşayarak gittiği yerleri deneyimleyerek tanımak istediğini ekliyor.

Hong Kong, Tayland, Kamboçya, Laos, Myanmar (Burma), Hindistan, Nepal, Pakistan, İran ve şimdiki durak Türkiye. Yolda defalarca motosikleti arızalanan Paul, Pakistan, Hindistan, Türkiye ve özellikle İranlıların misafirperverlikleri karşısında çok şaşırdığını söyledi. O kadarki İran‘da ilk gece hotelde kaldıktan sonra 105 gün boyunca konaklamaya hiç para harcamamış. En zor durumda kaldığında hep soğuk bir biranın hayalini kurmuş 😀

IMG_1842

İstanbul’da bulunduğu sırada yaptığım foto çekimlerinden

İstanbul‘dan sonra Kapadokya, Ölüdeniz, Pamukkale, Efes gibi diğer turistik yerleri ziyaret ettikten sonra Türkiye hakkındaki düşüncelerini söylemeyi tercih eden Paul, özellikle Pakistan ve İran‘dan sonra bir kültür şoku yaşayıp Türkiye’yi çok Avrupai ve özgür bir ülke olarak niteliyor. En çok mutlu olduğu an ise, istediği zaman bira alabilmesi 😀

Son olarak gördüğü güzel yerlerden ve seyahati boyunca deneyimlediklerinden önerilerini sordum 🙂
Eğer Hindistan‘ı ziyaret edecek olan olursa, Meghalaya bölgesini ziyaret etmesini üzerine basarak defalarca söyledi. Meghalaya bölgesi muhteşem şelaleleriyle, ormanlarıyla ve yemyeşil vadisiyle Hindistan’ın kuzey doğu bölgesinde yer alıyor. Yine o taraflara yolu düşen olursa Karakurum Dağları (Pakistan), Nagaland (Hindistan), Uygur Türklerinin yaşadığı bölgede bulunan Hunza vadisi ise ziyaret etmeye değer yerlerden 😉

Takip etmek isteyenler için Paul’un Blogu için tık tık 🙂
Bu haftalık bu kadar, gelecek hafta için yürüyerek dünyayı gezen bir dostun hikayesiyle görüşmek üzere 🙂

©bektashmusa – temmuz, 2016 – istanbul, türkiye