Merhaba Sevgili Okurum 🙂
Sokak sokak bir şehri keşfetmek, o sokaklarda anıları olan insanları dinlemek ve eskilerin pembe güzelliklerini birlikte anımsamak harika bir şey. Hele edebi dili güçlü bir kişiden, bir yazardan hikayeler dinlemek çok daha farklı ve anlamlı. Bu sefer şimdi yerinde yerler esen Şişhane Yokuşunu ziyaret ettim fakat en yazarın dediği gibi gözlerimi kapayınca her şey yerli yerindeydi 🙂

♥♥♥

 Nazlı Eray, 1945 Ankara doğumlu olan yazarımızın çocukluğu bu yok olan Şişhane Yokuşunda geçmiştir. Arnavutköy Kız Kolejini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesini okurken 3. sınıfta terk etmiş ve edebiyat dünyasını atılmıştır. İlk öyküsünü 16 yaşındayken yazan Nazlı Eray, öykünün adı olan  Mösyö Hristo Şişhane’de yaşadığı apartmanın kapıcısından başka kimse değildir. Birlikte Raj Kapoor’un ünlü olduğu Avare mu filmini izlemeye gitmişler ve büyülenmişlerdir. Belki bu filmin etkisinden olacak büyülü gerçekliğin en önemli temsilcisidir Nazlı Eray ülkemizde 🙂 Bir çok ödül alan yazarımız PEN üyesidir.

IMG_0869
Yazarımız Saadet apartmanında kalmaktaymış ve apartmanın hemen karşısında bir açıkhava sineması ve kahvehane bulunmaktaymış. Birlikte oynadığı Türk, Yahudi arkadaşları, çocukluk anıları her şeyi dün gibi hatırlamasına rağmen artık İstanbul denilince içim titriyor, diyor yazar. Ee hatıraların yok olması sanki insanın en güzel dönemi olan çocukluk zamanlarının hafızalardan silinmesi gibi bir etkisi olmuş.

IMG_0868
Yine de bazı şeyler hala yerli yerinde duruyor. Mesela Beyoğlu vergi dairesi, Pera Palas ve adına kitap yazılan Frej apartmanı 🙂 Kitap hakkında bir bilgim yok ama yazarımız Madam Anjel adında bir hanımdan bahseder. Zamanında jet sosyeteden olan Madam Anjel kocasının ölümünden sonra aklını kaçıran, kocasından kalan serveti yüzünden tanıdıklar tarafından akıl hastanesine tıkılmaya çalışılan zavallı bir kadındır. Birileri mi öldürdü yoksa kendini boşluğa bıraktı bilinmez çünkü ölüm nedir bilmeyecek bir yaştadır yazarımız o vakit.

Şu sözlerle son verir kendisine ayrılan bölüme Nazlı Eray;
” Şişhane Yokuşu bir rüyaydı.
O rüyadan uyandığım an, çocukluğumu sonsuza dek yitirdiğimi bilecek; bayram günü elimden karşırdığım pembe renkli uçan balonumun ardından ağladığım gibi ağlayacaktım. “

©bektashmusa – haziran, 2016 – istanbul, türkiye