Merhaba Sevgili Okur 🙂
Bu yazımda çok değerli profesörlerden (Prof. Dr. Gönül Tekin ve Dr. Muazzez İlmiye Çığ) dinlediğim başta Nevruz olmak üzere Sümerlerden bize kalan ve ortak kültürel değerleri aktaracağım.
♥♥♥
Tarih Sümerlerle başlar, nedeni çivi yazısını bulmaları ve hemen her şeyi 74 bin kadar tablete yazmaları. Ne kadar bazı batılı tarihçilerin Hint – Avrupa medeniyetlerinin daha üstün olduğunu düşündükleri için şiddetle karşı çıkmasına ve bilimsel bir kanıtın da olmamasına rağmen Sümer dili Ural – Altay dil ailesine bağlı, Orta Asya’dan göç etmiş bir medeniyet olduğunu biliyoruz, bu da Türklerle olan komşuluğunu ve kültürel alışverişi akla getiriyor. Dil kadar, bir çok gelenek – göreneklerin ortak olması Atatürk’ün Sümerlere verdiği önemi anlaşılır kılıyor. Sümerbank, Sümeroloji gibi…

Nevruz Bayramı, Türk Milleti’nin yüzyıllar ötesinden devam edip gelen geleneksel bayramlarından biridir.
Nevruz Bayramı, Türk Milli Kültüründe baharın müjdecisi, gece ile gündüzün eşit olduğu ve tabiatın en adaletli günü olarak kabul edilir. Türkler’in yaşadığı en uzak bölgelerde dahi 21 Mart, Nevruz Bayramı olarak çeşitli yöresel etkinliklerle kutlanır. Peki bu gelenek Sümerlerde nasıldı ?


Nevruz – Hıdrellez – Paskalya: Farklı şekillerde karşımıza çıkan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan Sümerler için yaratma enerjisi olarak bilinen Tammuz –bizdeki ay olan Temmuz yani ;), her yıl ilkbaharda Aşk ve Bereket Tanrıçası İnanna ile evlenirdi. Tammuz ve İnanna’nın birleşmeleriyle dünyaya bolluk, bereket ve yeşillik gelirdi, hayvanlar yavrulardı. Bu birleşme, insanlar tarafından şenliklerle ve ziyafetlerle kutlanılarak sonraki nesillere aktarılmış.

Noel Ağacı: Sümerler Tammuz’un ağacı olan servi ağacını tüm meyveleri barındırdığı ve güneşin geceye karşı zaferi kutlamak için süsleyip, altına hediyeler koyarak şükranlarını sunmaktadırlar. Eski Türklerde 22 Aralıkta günlerin uzamaya başladığı, yani gündüzün geceye galip geldiği tarih olduğu için ve  güneşe olan şükranlarını göstermek amacıyla Orta Asya’da bulunan Akçam ağacını  süslemeye, dilekler dilemeye  ve ağacın altına Tanrı için hediyeler bırakmaya başlamışlar. Bu gelenek aynı şekilde Sümerlerde görülmekle birlikte ve tüm Anadolu uygarlıklarınca devam ettirilmiştir. Hristiyanlığın Anadolu’ya gelmesiyle, bu geleneğin önüne geçemeyen Hristiyanlar İznik Konsülü diye tarihe geçen bir toplantıyla bu geleneği Hz. İsa’nın doğum günü farklı bir tarihte olmasına rağmen, 24 Aralık’a çekmişler ve bu geleneği bir Hristiyan geleneği gibi kutlamaya başlamışlar.

Servi Ağacı: Sonsuz hayatı temsil eden servi ağaçları, Sümer ve eski Türklerde önemli bir yere sahipken günümüzde özellikle mezarlıklarda bulunması manasından dolayıdır.

Cennet: Sümerler uzun yıllardır astronomi bilimiyle uğraşarak tarım yapmaktaydılar. M.Ö 2.500 yılından itibaren yıldızların önem kazanmasından sonra yer yüzünde olan cennet, gökyüzüne taşınmıştır.


Kartal: Temmuz’un bir başka versiyonu olup, ‘batmayan güneş’ anlamına gelen kartal, insanların her şeyi somutlaştırarak anlama çabasının ürünüdür, daha sonra her şey tekrar soyutlaşacaktır.


Tanrı – Kral: Mısırların aksine Sümerlerde kral Tanrının seçtiği kişi ve yer yüzündeki temsilcisidir. Genellikle güneş ile temsil edilmesi ise, tarım için ne kadar önemli olduğunu vurgulamak içindir.

Karga: Leyla ile Mecnun’un aşkı aynı temada benzer olaylarla Sümer mitolojisinde de geçmektedir. Bir yaz vakti Mecnun bir ağacın gölgesinde otururken bir karga Mecnun’a sonbaharda öleceğinin haberini verir. Bu olaydan sonra kargalar uğursuzluğun simgesi haline gelir.

Ekmeği Öpmek: Tammuz’un etidir ekmek, kutsaldır. Ekmeğin içindeki enerjiye tapıyoruz çünkü bizi doyuruyor, bu nedenden dolayı öpüp başımıza koyuyoruz.

Ağlama Duvarı: Buğdaylar taşta öğütülürken Tammuz ölür ve insanlar ağıtlar yakar. Kudüs’teki duvara ağlama aslında Tammuz’un ölümüne ağlamaktır.

Allah’ın 99 ismi: Marduk Taymık’ı öldürünce tüm tanrılar Marduk’u tebrik ederler ve güçlerini bahşetmeye karar verirler. Her gücün bir ismi vardır. Toplamda 50 kadar Tanrının gücüne sahip olan Marduk aynı zamanda 50 tane isminde sahibi olmuştur.

Anka Kuşu: Güneş tüm burçları (12 tane) 2.600 yıl boyunca dolaşınca yorulur ve ölür. Yeni bir burçla birlikte küllerinden yeniden doğması ve bu döngüye devam etmesidir tüm olay. Anka Kuşu güneşin efsanevi bir kuşta vücut bulmuş halidir.

Kırmızı Gül: Bereket Tanrıçası Asterte aşık olduğu ölümlü Adonis’i kurtarmak için güllerin olduğu çalılık bir yerden koşarken dikenler ellerini ve ayaklarını yırtar. Asterte’nin kanıyla çevredeki güller kırmızı rengi alır ve aşkın simgesi haline gelir.

Daha fazla bilgi için tık tık 😉

©bektashmusa, mart 2016, burdur – türkiye