İnsanlar sevdikleri kişiler ve şeyler için güzel bir şeyler yapmak isterler. Bu doğamızda olan bir şeydir. Bende yaşamaktan zevk aldığım şehir için bir şeyler yapmak istedim. Sürekli bir araştırma, fikir alışverişi derken sonunda Filmed in Prague projesine karar kıldım. Bu yazımda bu fikrin ortaya çıkışını, bir kareyi çekmek için harcadığım emek ve yaptıklarımı anlatacağım. Elbetteki projenin bazı güzel dönüşleri oldu, onları da yazacağım. 

Fikrin Ortaya Çıkışı

Soğuk bir Şubat günü bir Lana ile John Lennon Barış Duvarına doğru yürürken Charles köprüsü civarında güçlü bir spot ışığınıyla etrafın aydınlatıldığını gördük. Benim aklıma ilk gelen bu ışığın bir film çekimiyle alakalı olduğuydu. Çünkü, daha önce yine civarda Jan Palach için çekilen bir filme denk gelmiştim 🙂

Köprüye yaklaşırken toplanmış kalabalık tahminimi doğruladı.  Film ekibi şubat ayı olmasına rağmen kar olmadığı için fotoğrafta görüldüğü gibi yapay kar yağdırıyorlardı. Arada yönetmen çadırından çıkıyor, ekibe bir şeyler söylüyor, sahneyi tekrar çekiliyorlardı vs. Etrafa biraz bakınınca filmin Fransız piyes yazarı Edmond Rostand hakkında yapılan bir film olduğunu öğrendim. Biraz araştırmadan sonra film için Pilsen’de eski bir tiyatro binası alınıp restore edildiğini filan öğrendim, -bu arada Edmond filmi Ocak 2019’da vizyona girecekmiş.

Neyse, film setlerine her zaman hayran kalmışımdır. Bazen filmde saniyeler kadar yeri alacak bir sahne için arka plandaki emeği, dekorasyonu görünce insanın filme bakış açısı değişiyor ve filmi izlerken başka bir gözle izliyor. Bu sahne ve düşünceler uzun zamandır Prag için düşündüğüm fotoğraf projesi için kıvılcım etkisi yarattı. Hemen araştırmalara başladım, yeteri kadar film çekilmişse daha önce denenmiş bir şeyi sadece Prag için ve sinema filmlerinin yanı sıra diziler, belgeseller, müzik klipleri hatta reklamlar için de yapmaya başlayacaktım. Araştırmalarım sonucunda beklediğimden de fazla sayıda (eski filmlerin yanı sıra sürekli yeni filmler, diziler çekiliyor) film çekildiğini bulunca hemen Mart 2017 tarihiyle Filmed in Prague projesine başladım. 

Bir Karenin Çekim Aşamaları

  • Araştırma

    Öncelikle Prag’da çekilmiş bütün filmleri araştırıyor ve bir liste çıkarıyorum. Film isimlerinin yanı sıra, hangi tarihte çekildikleri, Prag’ın neresinde çekildiklerine dair bir bilgi varsa bunlarıda listeme kaydediyorum. Eğer nerede çekildikleri belli değilse özellikle detaylı araştırma yapıyorum veya arkadaşlarıma bu sahnedeki yerin neresi olduğunu soruyorum. Zaten yüzde 90-95 filmin nerede çekildiğini izlerken tahmin edebiliyorum 🙂 

  • Filmi indirme, izleme ve Prag’la ilgili en iyi sahnenin bulunması

    Film listemi oluşturduktan sonra filmi bir şekilde indiriyorum. Her bir filmi tek tek izlesem zaman yetmeyeceği için, -zaten çoğuda benim tarzım değil, bende 3-5 saniye atlayarak izliyor ve Prag’da çekilmiş sahnelerin en güzellerini bulup ekran alıntısını alıyorum. Burada en çok merak edilen o sahnenin nasıl Prag olduğunu anlamam. Benim açımdan cevap çok basit, bir şeyi ne kadar çok severseniz hakkında o kadar çok şey bilirsiniz 🙂 

  • Çekim 

    Sahnesini bulduğum bir filmin o karesini yazdırıp filmdeki hava, mevsim koşullarınıda göz önünde bulundurarak çekim yerine gidiyorum. Çekim için genel bir fotoğrafçılık kuralı olan ışık faktörü gerçekten çok önemli. Işığını tutturduğum fotoğraflar zaten en iyi fotoğraflarım 🙂 Mesela bu yazının kapak fotoğrafı gibi. Çekim aşamasında ilk olarak yönetmenin kamerayı yerleştirdiği açıyı buluyorum. Böylece elimdeki fotoğraf ile filmin çekildiği yer arasındaki gerekli hizalamaları rahatça yapabiliyorum. Çekimlerin zamanı çok değişken, bazen 5 dakka bazen ise 1-2 saat sürdüğü oluyor. Uzun sürmesinin nedeni filmi çekerken kullanılmış lensin türünden tutunda, insan, trafik, hava şartları gibi bir sürü etken var. Bir de çektiğim fotoğrafların hepsinin mükemmele yakın olmasına dikkat ediyorum. Çünkü insanlar bakınca “Aaa buradaki çizgiyi tutturamamış” gibi yorumlar yapmasını istemiyorum, hehe 😀  En sade haliyle bir kareyi çekiyorkenki halim. Bazen bir yerlere tırmanmak, eğilmek gibi akrobatik şekillere de girdiğim oluyordu tabi 🙂 Bu arada Eurotrip filminden bir sahneyi çekiyorum, filmde Paris diye gösterdikleri yer aslında Prague.

Projenin Pazarlama ve Yayılma Süreci

Ne iş yaparsanız yapın, bunu nihai kullanıcı/tüketiciye ulaştırmanız çok önemlidir. Bir bakıma emeklerinizin karşılığını almaktır. Ben daha önceki deneyimlerimden yola çıkarak Filmed in Prague fotoğraf projem için şöyle bir strateji izledim. 

Öncelikle çekip paylaştığım görsellerin en az 20’ye ulaşmasını bekledim. 20 görsele ulaşır ulaşmaz yaratıcı işlerin paylaşıldığı viral websitelerinden biri olan Bored Panda‘da ilk defa paylaştım. Bu paylaşımımım insanların etkileşimleri sayesinde Trendler listesine girdi ve arkası geldi. İlk olarak Amerikan yayın kuruluşu Huffington Post’tan Jenna ve Damon benimle bağlantıya geçerek ilk mülakatı gerçekleştirdiler. Bu mülakatı takiben ikinci mülakatım Çek Cumhuriyeti’nin en çok satan gazetesinin Prag’taki haberlerden sorumlu websitesiyle bir mülakat yaptık. Aslında Aktualne.cz benimle daha önce bağlantıya geçmişti fakat Blesk daha hızlı davrandı 😀 

Bir kaç kaçak ve güzel anı

Yapılan bütün mülakatlar boyunca aslında aynı sorulara cevap veriyordum. Nasıl başladım, fikir nasıl ortaya çıktı, zorlukları neler, bu projeyle amacın ne, filmleri nasıl buluyorsun, gibi sorular soruldu. Zorlandığım kısımlardan bir tanesi sahnenin çekildiği yere ulaşmak. Yani filmin çekildiği yerin belli bir süre kapatılması. İki tane güzel örneğim var ve aşağıdaki gazete sayfasının sağ üst köşesinde mezarlık sahnesinde HBO tarafından çekilmiş Burninh Bush dizisinden bir sahneyi çekmem gerek. İklim uygun ve güneşin batması saat 19’u buluyor, fakat mezarlıkta saat 18’de kapanıyor. Şehrin ortasında oldukça büyük bir mezarlık ve duvarlarıda engin. Bu sahne için duvarlardan atlayıp mezarlığı girmem gerekti. Tabi girdiğim yerden geri çıktım ve bu kaçak hareketime değdi 🙂 

İkinci bir çılgın anım ise oskar ödüllü Çek filmi Kolya’nın gerçekten çok güzel bir sahnesi içindi. Yine aşağıdaki sağ üst köşedeki resmin bir altındaki fotoğraftaki sahneyi çekmek için demir köprünün eskidiği için yaya kısmının onarımı için kapatılan kısmına kaçak girdim. Bu fotoğrafta biraz özeldi, çünkü tam o sahnede tren geçiyordu. Bende düzgün açıyı bulunca şansıma aynı renkte bir tren geldi ve 5 dakikada çekim işini bitirdim 🙂 Bu güzel sahne için gerçekten değdi.  

Sonunda yazılı basın… Blesk gazetesinde yazar Štěpán ve arkadaşı benim projemi bir yerde görmüşler ve projeyi gazetelerinde yayınlamak istediklerinden mail yoluyla bağlantıya geçtiler ve bir röportaj da onlarla gerçekleştirdik. Benim röportajımın yayınlandığı gün ben Polonya’da olduğum için o tatlı heyecanı yaşamadım, fakat bana iki kocaman sayfa vermeleri ve Çeklerin başbakanları ile aynı sayfada çıkmak tatlı sürpriz oldu 🙂 

Gazetenin ardından proje farklı websitelerinde paylaşılmaya devam etti. Bunlardan bazıları: Rusyanın en çok trafik alan viral içerik sitelerinden ADME, Prague Morning, Refresher, Türkiye’den Onedio, Listelist. Derken Çek Radyo’su benimle yüzyüze bir röportaj gerçekleştirdi ve bu hem radyoda hem de websitelerinde yayınladı 🙂 Bağımsız Amerikalı gazeteci Morgan ile bir podcast röportaj yaptık ve çekimlerimden birine katıldı. Bunlar benimle bağlantıya geçip bir şeyler yazanlar ya da dostlar vasıtasıyla haberimin olduğu şeyler. 

Son olarak AirBaltic havayolu firması uçak içi dergisi benim projeme yer verdi. Şimdi ise her ay düzenli olarak yayınlanan, Prag’da gerçekleşen etkinlikler ve mekanlardan bahseden The Prague Visitor dergisinin en son sayfasında aylık olarak bir fotoğrafım ve hikayesi yayınlanacak. 

Proje’nin Kazandırdıkları

Hemen herkese hitap eden, güzel hazırlanmış bir iş yapmak elbette yapan herkese bir çok katkı sağlar. Bir çok farklı insanla tanışıp, normalde giremeyeceğim yerlere girdim. Benim için en güzel anılardan biri Blesk gazetesi başta olmak üzere bir çok gazeteyi bünyesinde bulunduran Czech News Center binasını ziyaret etmem oldu. Çünkü çocukluk hayalim bir gazeteci olmaktı. Herkesin çalıştığı açık ofisteyken kendimi bir Hollywood filminde gibi hissettim. 

Buna ek olarak, Çek Cumhuriyeti’nin Türkiye Büyükelçisi sayın Pavel Kafka ile tanıştım ve önümüzdeki yıl için birşeyler planlıyoruz (henüz bir şeyler kesinleşmediği için birşey söyleyemiyorum). Bir kaç medya kuruluşunun yöneticisiyle tanışmamım yanında bir sürü gazeteci arkadaşım oldu 🙂